Twitter

16 Aralık 2012 Pazar

İnsanlar ve Beklentileri

Beklentileri ben iki şekilde ele alacağım . İlişki açısından oluşan beklenti ; şu aralar sıkça rastladığım bi durum insanların beklentileri neden bu kadar yüksekte?  Belkide şu ÖSS 'ye hazırlanırken söylenilen ''hedefini yüksek tut ki ondan biraz aşağıda bi yer kazan '' lafını hayat gayeleri yapmışlar. İnsanlarla iki çift sohbet etmenin karşı tarafta ne gibi bi beklentisi olabiliyor şaşırıyorum . Sanırım bu kişiler genelde öyle .. Her iyi anlaştığı karşı cinsten bi beklenti içerisinde , bu durum ; flört hatta daha ilerisi bile olabiliyor . Bu durum onlara hayal kırıklığı yaşatabiliyor bazen ise karşılıklı bi durum oluşuyor . Neyse konu farklı yöne gitmeden ; sanıyorum ki bu tür insanlar bu hayal kırıklığına alışmış , herkesten  bir şey bekledikleri için reddedilmek pek koymuyor :) Fakat bu beklenti olayı sadece ilişkilerde değil aynı zamanda hayatta , sosyal yaşamda , aile içerisinde bile oluyor . Benim hissettiğim şey şu ; bir şeyi beklenti haline getirmeden önce , o beklentiyi kimden , ne şekilde istediğinizi önemsemelisiniz . O kişi size değer veriyor mu ? Size siz olduğunuz için mi değer veriyor ? Sizi önemsiyor mu ? Bunları o kişinin size olan tavırlarını düşünerek cevaplandırmalıyız . Ancak ''babana bile güvenmiceksin! '' diyerek geçirdiğimiz şu günlerde insan kendini hedef almalı. Aslında şöyle diyebiliriz ; beklentilerimizi özellikle kendimizden istemeliyiz , çünkü her konuda olduğu gibi beklenti konusunda da en güvenmemiz gereken kişi kendimizdir . ÖSS konusuna tekrar girmek istiyorum :) Kendinize beklenti açısından önemser iseniz bu durum sizi hedefinizi daha kolay bi biçimde ulaşma yoluna sokar . Ya diğer insanlara duyduğumuz beklentiler ?  Onları o kişinin sizi ne şekilde önemsediğini anlayarak çözebilirsiniz. Peki direk karamsar yaklaşarak '' beklentiler hep üzer '' dersek de yaşamamızın bir önemi olmaz bence . İnsan umuduyla birlikte vardır . Bir filmde arkadan bulanık sesle seslenen yaşlı amcalar gibi hissettim kendimi . Fakat gerçek olan bu . Umutlarımızı , beklentilerimizi her zaman var etmeliyiz ..

12 Aralık 2012 Çarşamba

Yeni biri

Evet yeni biriyle tanışıp konuşunca '' yoksa bu mu ?! '' diye bir hisse kapılırız . Bazen haklıyızdır bazen (ve çoğu zaman ) yanılırız :) Çünkü insanlar değişiyor , buna kendimizi bile örnek verebiliriz her an farklı bi özelliğini keşfediyorsun ve yaptığın şeyleri değiştiriyorsun. Bu durumda yeni tanımaya başladığın kişinin özelliklerinin değişmesine bir açıklama oluyor . O kişinin değişmesi bazen senin hoşuna gidiyor bazen ise tam tersi yönde oluyor ; tabi her zaman hoşuna gitmesini beklemek saçma olurdu. Yeni biri yeni bir umut gibi sanki . Bu sefer oldu galiba demek bazen iyi geliyor insana o bi kaç gün yazışmak bile o bi kaç günlük mutluluk bile bazen gerekiyor. Tabi bu durum her gün yeni biriyle tanışın gibi anlaşılmasın :) Ama size bi tavsiye 2 gün tanıyıp konuştuğunuz kişiyle sevgili olmayın :) Belki üzülmüyorsunuzdur ama karşı tarafı da düşünmeli , tanıyıp biraz konuşup bi ilişkiye başlamak her zaman daha mantıklıdır . Hoş. Karar sizin :)

11 Aralık 2012 Salı

Yağmur

Şu aralar sıkça rastladığım bu hava biçimi aslında herkeste aynı ilgiyi uyandırmıyor. Ben yağmurun sesini çok severim mesela bide yağdıktan sonraki toprak kokusunu . Ama yağmur sesinde bir şey var çok farklı. Sanki o damlalar senkron ize bi biçimde birbirlerine ayak uydurarak yağıyor . Uyumadan önce bile yağmur damlalarının sesiyle uyumak bile bana huzur verebiliyor ki sabah uyanınca ekmek almaya giderken ki o toprak kokusunun da yeri bende farklıdır . Büyükler derler ya '' rahmet yağıyor '' diye bazen gerçekten kapılıyorum bu hisse. Yağmur bi mucize bence . Fakat herkes benim gibi düşünmüyor tabi yağmuru kimisi nefret ediyor ; ıslandığı için . Hani derler ya '' şeker misin yahu adam , ne olmuş ıslandıysan ?'' işte bu soruyu onlara sormak gerek . Ama bu durum bi tek yağmurda değil ki! Bu tür insanlar nerdeyse her olayda bir kötü yanı yakalayıp sadece o noktaya odaklanıyorlar. Garip değil mi?! Bunu diğer yazımda da kullanmıştım. Garip.    İnsan işte bi mucizeden bile nefret edebiliyor ..

9 Aralık 2012 Pazar

Eski sevgiliyi unutma yolları

Evet evet ! Yanlış yazmadım ! Böyle bir şey var  ! Aşık olmuş olabilirsiniz fakat bu durum onu unutmayacağınız anlamına gelmiyor değil mi ? Kesinlikle! Öncelikle ; Onu her yerden silmelisiniz bkz; facebook  , telefon rehberi , twitter , instagram , 4square vs. bunu yapmadan unutmanız biraz zor. İlk kural her zaman önemli! Düşünsenize birisiyle twitterda mentionlaşıyor  ve siz bunu görüyorsunuz :) Bu durumda unutmak o kadar kolay değil doğal olarak.  İkinci olarak kesinlikle slow şarkı dinlemiyorsunuz! Misal ; Sıla , Cem adrian vs. bu durum yabancı şarkılarda ; Lana Del Rey , Mariah Carey diye gider.. Üçüncü kural , en yakın arkadaşlarınızla , dostlarınızla gezin , eğlenin bu durum en azından daha kolay unutmanızı sağlar . Hem belki gezerken bi cafe'de yeni birisiyle tanışırsınız? :) Olur mu olur.. Dördüncü kural , favorim , bir hobi edinmelisiniz! Bu sizin zevklerinize göre değişen bi durum . Fakat spor , pilates her zaman daha iyidir . Hem iyi bi fizik özgüveninizi yerine getirir :) Beşinci ve sonuncu kural , Onunla ilgili bütün kötü anıları beyninizde toplayın ve aklınızda onla ilgili bi canavar yaratın! Hatta size aldığı giysiyi deneyin üzerinize rengi berbattı ama nezaketen kabul ettiniz değil mi?!

Bendeki kurallar bu kadar :) Kendinize göre uyarlayıp bulmak size kalmış!

AŞK!

Tanımsız.

8 Aralık 2012 Cumartesi

Mavi

Mavi. Mavinin yeri bende farklıdır . Basit bi renk değildir benim için mavi aslında . Kimine basit bi renk gibi gelir , kimine ise sonsuzluk , yetmezlik ..  Huzur verir bana mavi , deniz bile mavi gökyüzü hemen hemen her yerde mavi görmek mümkün.   Mavinin insanları sakinleştirdiğine inanıyorum .  Bu konu bile aklımda hiç bir şey yokken (dert , tasa vs. ) hiç bir şey hakkında kafa yormazken geldi. Sakindim . Mavinin ortaya çıkma anı bile sakinlikle alakalıydı . Neden birden bu kadar lirik oldum bende bilmiyorum , mavinin etkisi bu sanırım . Mavi sonsuzluktur.

7 Aralık 2012 Cuma

İstiyorum!

Para özgürlüğü istiyorum . İstediğim an istediğim şeyi yapabilme imkanını ve özgürlüğünü istiyorum. Benimle ilgili konularda kendi kararlarımı rahatça almak istiyorum. İlerde kendi evimde izlediğim yemek programlarındaki yemekleri denemek istiyorum hatta birlikte bile yapabilirim. Beni anlayan kişilerle konuşmak istiyorum . Kendini mükemmel sanan insanların benden uzak durmasını istiyorum . Tekrar aşık olmak istiyorum. Niyet anlamında aynı fakat düşünce ve  yapı anlamında kendimi geliştirmek istiyorum.


Devamı gelecek..

6 Aralık 2012 Perşembe

Arkadaşlar!

Öncelikle şu konuda anlaşalım . Arkadaş farklı bi kavram , Dost farklı bi kavram . Arkadaş dediğimiz insanla sadece 1 2 ortamda birlikte olmamız o kişiyi bu isimle nitelendirmemize yeter. Fakat ''dost'' deyince her şey değişiyor . Artık yarı kardeş sayılıyorsun dostum dediğin kişiyle gerçi bu durum herkese göre değişir de , ben kendi adıma söylüyorum bunu . Her neyse başlığımız arkadaşlar olduğuna göre , konuya da onlardan bahsederek devam edelim. Aslında arkadaşlığında bi derece ilerisi bi derece gerisi var. Okulda/ İşte her gün görüp de ''Günaydın , Merhaba vs ..'' dediğimiz arkadaş var. Birlikte olunca en azından eğlendiğin arkadaşlar var. Peki arkadaş dediğimiz kişi nasıl olur da dostumuz oluyor günü geliyor da? Aslında basit bi açıklaması var . O kişinin sizin düşündüğü yönden düşündüğünü görünce daha da yakınlaşıyorsunuz . Kısaca ; sizin kafadan olunca :) Daha çok şey paylaşıyorsunuz , ortak yönler çıkıyor derken bir dost ediniyorsunuz. Fakat her iyi anlaşıp kafanızın uyuştuğu arkadaşla da dost olunmaz :) O durumu o an kendiniz anlarsınız zaten . Ancak herkes gibi ben de inanıyorum ki her zaman dostunun az olması iyidir . İşte o zaman gerçek mi , yoksa değil mi anlarsın ..

5 Aralık 2012 Çarşamba

Türkan Şoray

Ahh... hayranı olduğum nadir oyunculardan..Aranızdan bazıları ''Ne alaka ya ? Adam az önce ilişki diyordu şimdi Türkan Şoray diyor '' diyebilirler :) Ama dün Ntv'de Bana Söz Ver isimli programda görünce aklıma geldi bende çok güzel bi yeri olan sanatçı, ve aklıma geldiği halde onunla ilgili fikirlerimi yazmadan da olmaz değil mi ? Öncelikle kadının oyunculuğunu hepimiz biliyoruz belki de (Olur ya ) aranızda sevmeyenler vardır ; Kadının oyunculuğu o kadar iyi ki! Hiç unutmam küçükken bile( 7 - 8 yaşımda ) izlediğim filminde resmen ağlamıştım . O yaşta bile bana bu duyguları yükleyebilen gerçekten '' oyuncu '' dediğimde aklıma gelen nadir isimlerden . ''Selvi Boylum Al Yazmalım (1977) '' daki '' Sevgi neydi? Sevgi emekti .... '' ile başlayan sözünü hepimiz biliriz. Orada ki aldatılmış kadın hissini müthiş bi şekilde hissettirmişti. Bi kadının aldatıldığını öğrendiğinde ki tavırlarını , ruh halini tam anlamıyla anlıyabilmiştim. Konu oyunculuk olunca üstüne tanımıyorum :)  Her neyse  sanırım bu kadının oyunculuğundan ne kadar bahsetsem , ne kadar övsem bitiremem , en iyisi  yazıyı bitirmek :)

Eski sevgili

Eski sevgililer ! Belkide sadece 1 tane fakat cevabı kendisinde saklı ''eski'' ! Unutmayın eski olan bir şey tekrar yeni olamaz artık eskidir . Klişe olacak ama'' Yara bandı bile bir kere çıkardıktan sonra ikinciye düzgün yapışmıyor'' :) Konu ne olursa olsun isterseniz basit bi nedenden bile ayrılmış olsanız hiç bi zaman eskisi gibi olamıyorsunuz . Tabi her konuda olduğu gibi bu konuda da istisnalar var ama çok nadir.. İnsan özlüyor arada değil mi ? O duyguyu bilen bilir , arada özlersin tekrar olur mu diye düşünürsün ama işte sonuçta üzülen yine sen olursun . Bazen bazı eski sevgililer vardır aklını karıştırmak için her şeyi yaparlar. Hele şu ''...'' ile biten mesajlar! :) Durur durur herkes tarafından terkedilir , aldatılır vs. sonra gelir size '' Özledim..'' der . Ne tuhaf.. İnsan tuhaf aslında  gerçekten yavaştan da olsa insanları tanımaya  başlıyorum . Her neyse  sonra durup der ki , ''Amacım geri dönmek değil sadece eskisi gibi seninle konuşmak istiyorum '' der . Sanki  sen onun isteğine göre onunla konuşabilirmişsin gibi..Hem!! Sanki dönse bile kabul edecekmişsin gibi :) Tuhaf diyebiliyorum sadece  .. Durum böyleyken hala ayrılıp ayrılıp tekrar barışanlar var ya.. :) 

4 Aralık 2012 Salı

Zamanın aşkları!

Başlık zamanın AŞK'ları fakat ortada aşk yok :) ne garip di mi ? Herkes aşk diyor ama bildiğin 2 günlük bi ilişki türü. Bakın flört bile demedim :) Her neyse bu kadar sert olarak konuya daldım ama gerçekten de önemli bir konu . Bi kere  şu var ; 2 tarafta bunun 2 gün süreceğini biliyor fakat hala böyle bir şey yapıyor ne garip değil mi ? :) Bazen ise tek taraf biliyor bunu , işte o zaman durum değişiyor . Karşı taraf fazla şey bekliyor fakat diğer kişi ise işin ciddiyetinde değil :)  Gülüyorum çünkü çok komik geliyor bana hani 2 günde tanıdığın insanla çıkıyorsun ve 2 gün sonra ayrılıyorsun. Amaç ? Hani insan bi açıklama bekliyor böyle insanlardan , eğer sana uygun değilse bunu neden önceden anlayıp hiç başlamadan bitirmiyorsun ? Deneyim mi yapmaya çalışıyorsun :) Garip.



Emin olun devamı gelecek! Bu konu bu kadar kısa bi konuşmayla anlatılmaz :)

1 Aralık 2012 Cumartesi

Kendini sevmek

Bu konuyla ilgili herhangi bir şey yazmadan şöyle bi düşündüm başlık hakkında  . İnsan hiç her gün aynada baktığı kişiyi sevmez mi yahu dedim kendi kendime . Ama olur ya!! Kendini bilmezsen kendini sevemezsin. Oda ayrı bi konu aslında , insan hiç yapmam dediği bir çok şeyi yapıyor . Kendimi tanıyorum diyorsun fakat bi gün aslında farklı bi özelliğinin daha olduğunu öğreniyorsun . E tamam da durum böyleyken kendimi nasıl seveceğim diyebilirsin . Bu biraz da olsa kişilikle alakalı hani insan iyimserse , kendine güveniyorsa zaten kendini sever  , fakat kötümser kişilikler genelde bu durumda zorluk çekerler. İyi yönleri yerine hep kötü yönlerini eleştirirler , kötü yönden bakarlar sanki hiç iyi bir davranışları yokmuş gibi bu da onları kendilerini sevmemeye hatta gıcık almaya iter.  Bu durum ister istemez iyimser bi insanda da olur misal ; ben !  Evet evet ben de o azınlık içerisindeyim . Bazen kendinizle ilgili kötü düşünceler bir araya gelir ve sanki hiç bi iyi yanınız  kalmamış gibi davranmaya başlarsınız . Her işiniz bu psikolojiyle hareket ettiğiniz içinde hiç bir işiniz düzgün gitmez .Bunlara geçiş dönemi de diyebiliriz aslında hani bi ayrılık sonrası , kötü bi olay sonrası olur genelde . Ama dediğim gibi ''geçişli'' dir bunlar. Sadece kasmayıp zamana bırakmalı hoş bunu o sırada ne kadar söylesek de o kişiyi hiç bi etkimiz olmaz :)

30 Kasım 2012 Cuma

2 günde bir işte usta gibi davrananlar..

Ah şunlar yok mu?! Her alanda kendilerini belli ederler , bide kendilerine o kadar güvenirler ki sanki bu işin uzmanı gibi.. Bu duruma bir örnekle devam edeceğim ; Spor salonunda ki şu azmanlar! Evet , evet onlar birer azman! Yerinde duramıyor 2 dakika bir yerde çalışırken 2 dakika sonra bir bakıyorum başka bir yerde ne yapmaya çalıştığı hakkında kendi kadar benimde bi fikrim yok. Sanırım bu tür insanların düşünceleri kendini bir şeyler yapabileceği hakkında kanıtlamak istemeleri . Bu bir tek spor salonunda garip olarak nitelendirdiğim olayla ilişkili değil genelde olan bir şey . Belkide çoğu işte başarısız oldukları için kendilerini bu şekilde iyi hissediyorlar. Aslında böyle davranmayı bile tam anlamıyla beceremiyorlar . O konu hakkında birazda olsa fikri olan bir insan bunların tavırlarını gayet rahatlıkla anlayabilir. Hoş, hallerinden memnun gibiler fakat eğer aranızda böylesi varsa sizde herkes gibi o işin uzmanına danışmayı deneyin :) Kimse bir şeyi anne karnında öğrenmedi ya?! Sorduğunuz uzman bile bir ara sizin gibiydi :)

29 Kasım 2012 Perşembe

Sevmiyorum!

Ellerimin üşümesini sevmiyorum . Brokoliyi sevmiyorum . Bir şey yapmak zorunda hissetmeyi sevmiyorum . Espri anlayışı olmayan insanları sevmiyorum . Emri vaki yapan insanları sevmiyorum . Kendi fikirlerimi özgürce ifade edemediğim için kendimi bazen sevmiyorum. Diş fırçalamak zorunda olmayı sevmiyorum . Bloga yazacak bişe bulamamayı sevmiyorum.. Önüne gelen herkese yavşayan hem cinslerimi sevmiyorum. İnsanların beni çocuk gibi görmesini sevmiyorum . Benimle ilgili yorumlar yapılmasını sevmiyorum ; özellikle arkamdan.. Saçma sapan yarışma programlarını sevmiyorum. Benim için önemli olan insanların üzülmesini sevmiyorum . Mesafeleri sevmiyorum. Koşu bandındayken ayağımın kaşınmasını sevmiyorum.

Devamı gelecek...

İlişki başlangıcı

Ah.. şu ilişki başlangıcı yok mu ! Hemen hemen herkesin sevdiği kısım bu olsa gerek bir ilişkide. Yeni yeni tanımaya başlıyorsun birisini , hoşuna giden huylarını öğreniyorsun , tatlı kıskançlıklar yaşıyorsun , onunda seni kıskanması zaten seni bitiren bi olay sanırım :) Bazıları der ya hemen severim zor vazgeçerim diye onlar için kötü bi ilişki türü sanırım . Eğer herhangi bir yerde bi anlaşmazlık yaşandığında o kişiyle olmayacağını öğrendiğiniz de üzülen taraf siz oluyorsunuz . Manyak mıyım ben ? Her hoşlandığım kişiye aşık mı oluyim diyebilirsiniz . Fakat insan bu bazen ister istemez bi kişiye bağlanıveriyorsunuz . Hani dersin ya şöyle olsun adonisi olsun yok rihanna , lady gaga dinlesin , en az 2 dili olsun , trip atmasın vs. Aşık olunca hiç öyle olmuyor işte sen seçemiyorsun onun özelliklerini o öyle ama seviyorum , aşığım na'pim diyorsun . Hıh! İşte aynısı bu oluyor elinde olan bir şey değil ki bu . Eğer aksini iddaa eden varsa ya aşık olmamıştır aşk nedir bilmiyordur ya da benim gibi aşık olmamıştır .

Başlığın açılımı

Evet başlığım klişeleşmiş bir söz. Aslında ''ya bu ne liseli , pff slk shey .s.s '' falan dediğinizi duyar gibi oldum hoş bunu okuyan olur mu bilmem . Her ne kadar klişe olsa da bence gayet mantıklı bir söz '' bana kalbinden temiz bir sayfa açtığın için ... '' kimsenin kalbi temiz değil desem bana alınmazsınız değil mi ? Gerçekler acıtır. Kimsenin kalbi temiz değildir ; ''Tamam da abi o zaman kimseyle konuşmayalım herkes kötü kalpli '' diye düşünebilirsiniz fakat ; kalpler temiz değildir  sadece kirlilik değeri artar ve azalır.

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri yükleniyor...